Saffer Turbo
Ana Sayfa Prenses 21 Kasım 2018 254 Görüntüleme

HAYATA SİL BAŞTAN ADIM ATTIM

 

Kadınların kalbine dokunabilmek için yaşadığı zorlukları ve mücadelesini her zaman duyurarak onlara yol gösterme taraftarı olan emekli öğretmen ve sanayide bir iş kadını olan Aysel Kalmaz, öğretmenlikten sanayiye uzanan meslek hayatını Prenses Dergisi’ne anlattı.

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

 

19 Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olup 21 yılı aşkın meslek hayatımın son beş yılı sanayi ve okul arasında geçti. Konya Merkez İmam Hatip Lisesi’ndeki Edebiyat Öğretmenliği görevimi 2003 yılının eylül ayında tamamladım. Çok sevdiğim öğretmenliğimden eşimin vefatı nedeniyle ayrılmak zorunda kaldım. Sonuçta da 9 yaşında bir oğlum ve 12 yaşındaki kızımla maddi, manevi hiçbir beklentisi olmadan, hayata sil baştan adım atmayı yeğledim.

 

 

Ordu’dan Konya’ya öğretmenlik atamalarıyla geldiğinizde alışma süreciniz nasıl oldu?

 

İlk, orta ve lise eğitimimi Ordu ilinde tamamladım. Doğanın tüm güzelliğinin cömertçe sergilediği bir belde olan Ordu, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en güzel ilidir. Yeşil ve mavinin hünerlice kucaklaştığı, denizin karayla buluştuğu büyüleyici, ilk gençlik yıllarımın geçtiği yerdir Ordu. Öğretmenliğe Konya Dumlupınar Lisesi’nde başladım. Aday öğretmenliğim tamamlandıktan sonra Karaman/ Ermenek ilçesine atamam yapıldı. Eşimle orada tanıştık ve evlendik. Nişanlı olduğum sürede Konya/Kulu Tavşançalı Lise’ne atamam yapıldı. 1.5 yıl Tavşançalı Lise’nde görev yaptım. Evlendikten sonra eş durumundan tekrar atamam Karaman/Ermenek Güneyyurt Hurşit Akpınar Lisesi’ne atandım. Kızım dünyaya geldiğinde Ermenek Lisesi’nde görev yapıyordum. Oğlum dünyaya gelişinin beşinci yılında eşimin işini Konya’ya taşıması sonucu ben de Konya Merkez İmam Hatip Lisesi’ne atandım ve oradan da emekliye ayrıldım. Devlet memuru olarak çeşitli alanlarda hizmet veren bir devlet memuru öğretmen olarak içinde bulunduğunuz koşullar doğrultusunda inişler çıkışlar yaşayabilirsiniz. Ben buna ‘Kendi sarayını kendin oluşturduğunuz sürece mutluluğu her daim yakalayabilirsiniz’ diyorum. Nerede olduğunuz önemli değil, kiminle olduğunuz önemlidir. Kendini yenilemek, geliştirmek yüksek derecede egodan uzak, beklentisiz bir yaşam, sevgi dolu bir ortam yaratmışsanız geri de kalan teferruattır.

 

Güçlü bir duruş sergileyerek ve eşinizin zor olan işini devam ettirerek Aysel Usta unvanını aldınız. 2 çocuğunuzla birlikte bu serüvene çıkmaya nasıl karar verdiniz?

 

Güçlü bir duruş deyince benim aklıma ilk gelen Kurtuluş Savaşı yıllarında erkeğiyle cepheye giden kadın, Türk kadını aklıma geliyor. Çocuğunu yetiştirmiş ve evinin geçimini sağlayan kadın silah ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır. Bu davranışı ile Türk Kadını toplumdaki önemli yerini örnek davranışlar sergileyerek gelecekteki kadınlara rol model olmuşlardır.

 

4 yıl boyunca hem öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği hem de sanayi de zor bir işi birlikte yürüttünüz. Hayata karşı her daim güçlü bir duruş sergilemişsiniz. En büyük destekçiniz ne oldu?

 

Sanayideki yaşam sürecim başladığında kolay olmayacağının bilincindeydim. Tarihsel olarak kadınlar bilim, mühendislik, teknoloji, matematik ve bilgisayar bilimi gibi alanlarda düşük seviyede yer almıştır. Bu alanlardan birinde faaliyet gösteren bir kadın, kadınlara da bu alanlara girmeleri konusunda cesaret verebilir. Ancak bu kararı aldığımda etrafımdaki birçok insandan tepki aldım. Olumsuz duygular içeren fakat seni koruyan tepkilerdi bunlar. Karadenizliyiz ya hakkını vermek lazım. Haklılardı da… Çünkü öğretmenlik mesleğinden sanayide hem de hiçbir fikrin olmadığı bir alanda yürümek istiyordun. “Yapamaz” diyenlere kulaklarını tıkamış, cebinde iki güzel sevgi dolu evlat, özgüveni tam, eğitim sürecinde başarılı bir öğretmen, motivasyonu yüksek kendine ve yeteneklerine güvenen, emin, cesur adımlar atmak isteyen; cesaretini kırmak isteyenleri de kendinden uzaklaştırarak, enerjisini hiç kaybetmemiş “Çaresizseniz, çare sizsiniz“ deyişini ilke edinerek başladığı yolculuğu başarıya taşıyan müthiş bir öykü yaratan kadın. İşte o Aysel Hoca… Sanayidebir kadın işletmeci (girişimci) olarak başlarda iş yerine gelen müşteri sizi görüyor. Fakat sizi yok sayarak “Kimse yok mu?“ sorusunu yöneltiyor. Ya da şaşkın bir ifadeyle biraz da tereddütlü “Siz mi bakıyorsunuz?“ gibi durumlarla karşılaşıyorsunuz. Bu gibi söylemler son derece doğal. Satış işinde ya da diğer alanlarda bir kadının en zor işi inanılırlık sağlamasıdır. Güven olmadan başarmak imkansızdır. Başarılı bir iş kadın olmak istiyorsanız kendinize ve yeteneklerinize güvenmeniz gerekir. Kendinizi nasıl tasvir ederseniz insanlarda sizi öyle bilir. Kendinize güvendiğinizi gösterirseniz insanlarda kendinizden emin olduğunuza inanır.

 

 

Bir röportajınızda, ‘Yedek parçaları müşterilerin isteği doğrultusunda kesiyor ve montajlıyorum’ demişsiniz. Bu durum büyük bir başarı örneği, nasıl öğrendiniz, zor oldu mu?

 

Yaptığınız işi öğrenmek. O şey sizi heyecanlandırıyor. Sorunun bir parçası değil de çözümün bir parçası olduğunuz takdirde olumlu adımlarla ilerlemeyi hedeflemişsiniz demektir. Ve yıllar sonra 9 yaşındaki oğlum (Semih Kalmaz) büyüdü. Üniversite ve askerlik görevini tamamlayarak gücüme güç kattı. Şimdilerde ise emeklerimizi birleştirerek yolumuza devam ediyoruz.

 

Gerçekleştirdiğiniz başarı ile mutlaka birçok kadına da örnek olmuşsunuzdur.  Kadınlara, güçlü olmaları için verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

 

‘’Kadın olmak“ ne evine kapanıp kalmaktır, ne de süslenmesini bilmektir. Kadın zekasıyla öne çıkmalıdır. Kadın, insan olarak öne çıkmalıdır. Toplumdaki üretime, hizmete, hareketlerle katılmak erkek-kadın ayırım olmaksızın bütün insanların paylaşması gereken bir eylemdir. İnsanların birlikte yaşamaları birinin ötekine bağımlı olmasına değil,ortak dayanışmaya; karşılıklı sevgiye, saygıya birlikte olma isteğine bağlı olmalıdır.

Güçlü başarılı bir iş kadını olmak demek riskler almak, kendini zorlamak ve korkusuz olmak anlamına gelir. Her bireysel başarı kendimize olan güvenimizi arttıracaktır ve daha fazlasını başarmanız için sizi cesaretlendirecektir. Bir şeyler planlandığı gibi gitmese bile bu dünyanın sonu değildir, çünkü bir sonrakinde daha iyi iş çıkarabilirsiniz. Güçlü, kendinden emin ve cesur olun.Heyecan duyduğumuz bir şeyi yapmanız zor zamanlarda size güç verirken en büyük güç kaynağının kendiniz olduğunu anlamanız motivasyonunuzu da arttırır.

 

İçinizdeki edebiyat tutkusunu hiçbir zaman bırakmayarak kitap okuma grubu oluşturmuşsunuz. Bu grubu kurmaya nasıl karar verdiniz? Bu grup kimlerden oluşuyor?

 

Kitap okumak, bazıları için çok sıkıcı bir iş iken bazıları için ise bir tutku. Çocukluğumdan beri kitaplarla büyümüş bir Edebiyat öğretmeni olarak okuma alışkanlığımın kazandırılması için farklı mesleklerden oluşan iş kadınlarıyla birlikte “Kitap okumayı sevenler “adı altında bir okuma grubu oluşturduk. Her ay bir kitap adı belirleniyor. Bu belirlenen kitabı gruptaki herkes o ay içinde okuyor. Daha sonra bir kahvaltı toplantısında kitapla ilgili görüşler ve yorumlar dile getirilerek edebiyatla insanlar birleştiriliyor. Herhangi bir günce/siyasi mesele olmadan insanlar bir araya gelerek, okurlar bir yandan öteki okurların bakış açılarını dinlemiş oluyor, bir yandan da yazar ya da çevirmenin verdiği bilgilerle zenginleşmiş oluyor.

 

Kadın olarak sanayide olmanıza rağmen hem bakımlısınız hem de çok şıksınız. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

 

Teşekkürler. İyilik hali içinde olduğumuz her halimiz şık ve güzeldir. Kendi ile barışık olmak bana göre en güzeli  ‘’Cemal Süreyya’nın dizelerinde olduğu gibi;

“Şık olmalı kadın dediğin!

Gelişi,gülüşü,bakışı,duruşu… Hatta gidişi bile”

 

Kendine özen gösteren bakımlı kadın veya erkekle kafasını çalıştıran, ağzını açtığı zaman kendini dinleten çok kalabalık gruplarda dahi kendilerini gösterirler.İnsanların kendilerine bakmaları için artist ya da manken olması gerekmez. Tüm insanların kendilerine özgü bir güzelliği vardır. Bunu ortaya çıkartıp hoş, bakımlı dolayısıyla da çekici olmak kişinin kendi elindedir. Bakım ve şık olmak öncelikle moralimizi yükseltir. Özgüveni yerine gelir. Dünyaya ve çevresine daha bir sevgi dolu bakar.İnsan ilişkilerinde avantaj kazandırabilir, saygı uyandırır.

 

Bu yoğun tempoda kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Sosyal faaliyetleriniz var mı?

 

Organize olmak, zamanı kontrol etmemize yardımcı olur. Önemli şeylere odaklanıp, önceliklerimizi sıralamaya koymayı öğrendiğimizde günlük hedeflere çabuk ulaşmayı sağlıyor. TOBB Konya Ticaret Odası Kadın Girişimciler İcra Komitesi Başkan Yardımcısıyım. Ticaret Odası’nın düzenlemiş olduğu seminerlere, eğitimlere katılmayı seviyorum. İnsanlarla temas içerisinde bağlantılar kurmak ve karşılıklı faydalı ilişkiler inşa etmek anlamına gelir. Faaliyet gösterdiğimiz alandaki yenilikleri öğrenmemize veya karşılaştığımız bir sorunla ilgili çözümler de bulmamıza fırsat verir. Bunların dışında kitap okuma grubuyla toplu olarak şehrimize gelen tiyatro,sinema,resim sergisi gibi faaliyetlere de katılır, hayal gücü ve sevgi yeteneğimizin güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Zaman zaman fırsat bulduğumuzda kültürel gezilere gider, gezerek öğrenmenin keyfini, mutluluğunu yaşayarak geçmişimizle bağ kurma imkanı buluyoruz.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Gürbüzoğulları ile Farkı Hissedin
Reveblanc Gelinlik
Fusya Fashion